IV. Uluslararası Sempozyumu
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA AİLE: TEHDİTLER VE FIRSATLAR
SONUÇ BİLDİRİSİ

Dünya Çocuk ve Aile Koruma Platformu (Dünya ÇAKOP) tarafından; Ankara Hacı Bayram Veli, İbn Haldun, İstanbul Medeniyet, İstanbul Sabahattin Zaim, İstanbul, İzmir Kâtip Çelebi, Marmara ve Yalova Üniversiteleri ile Başakşehir İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde; 65 sivil toplum kuruluşu ve 42 bilim kurulu üyesinin ortak katkılarıyla 13 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda “Yapay Zekâ Çağında Aile: Tehditler ve Fırsatlar” temalı IV. Uluslararası Dünya ÇAKOP Sempozyumu gerçekleştirilmiştir.
Dijital dönüşümün ailenin yapısını, değer aktarımını ve iletişim kültürünü yeniden şekillendirdiği bir dönemde; teknolojiyi reddetmek yerine onu insanı ve aileyi merkeze alan bilinçli bir araç konumuna yerleştirmek amacıyla çok disiplinli; psikiyatri, psikoloji, sosyoloji, eğitim, mühendislik, medya ve etik alanlarında tahliller yapılmıştır.
Sempozyum oturumlarında ve “Yapay Zekânın Teknolojik ve Toplumsal Boyutunun Meta-Analizi ve Öneriler” başlıklı çözüm odaklı panelde, saygıdeğer hocalarımız ve uzmanlar tarafından dile getirilen tüm stratejik saptamalar, risk analizleri ve çözüm önerileri maddeler halinde kamuoyunun ve ilgililerin dikkatine sunulmaktadır:
- Din, maneviyat, güzel ahlak ve sağduyu alanlarında bir temyiz ve istinaf mercii olarak kabul edilen temiz bir “Rahmani Akıl”, Dijital Zekânın (DJ) pragmatik ve mekanik yapısına karşı en güçlü çözüm mercii olarak öne çıkarılmalıdır.
- RZ Hedefi: Dijital dünyanın getirdiği dönüşüm müşterek bir tehdit olarak ele alınmalı; Dijital Zekâ (DJ) yerine doğrudan “Rahmani Zekâ (RZ)” hedeflenerek millî değerlerimizi barındıran rahmani bir yapay zekâ tasarımı üzerine çalışmalar ivedilikle başlatılmalıdır.
- Büyük Dil Modelleri (BDM / LLM) sistemleri üzerinden gelebilecek erken ifsad algoritmalarına karşı acil uyarı sistemleri kurulmalı ve siber alanı temizleyecek yerli “ıslah edici algoritmalar” üretilmelidir.
- Dijital tehditlerin sınır aşan doğası gereği, insani ve ahlaki sınırları korumak adına uluslararası düzeyde stratejik iş birliklerinin kurulması zorunlu bir süreçtir.
- Okullarda dijital programlama dilinin ve dijital alfabenin öğretilmesiyle, nesillerin prefrontal korteksini aktif çalıştıracak yepyeni bir dijital okuryazarlık türü oluşturulmalıdır.
- Eğitim ve aile sistemi, çocuklara körü körüne inanmayı değil; nasıllığı aramayı, eleştirel düşünmeyi, anlam arayışını ve düzgün soru sorma türlerini öğreten hipotetik bir yapıya kavuşturulmalıdır.
- Yapay zekânın eğitimde yoğun kullanımı sebebiyle, ölçme-değerlendirme kriterlerinde ödevlerin son sonucuna değil, öğrencinin ödevi hazırlarken geçirdiği öğrenme sürecine odaklanılan yeni modeller geliştirilmelidir.
- Dijital dünyanın nöron düzeyinde yaptığı manipülasyonlara ve değerlerimize yönelik saldırılara karşı, insan beynini ve ahlakını koruyacak “nöronların terbiyesi” eksenli yerli eğitim içerikleri üretilmelidir.
- Dijital manipülasyonları engellemek adına bireylerde duygu farkındalığı artırılmalı, yapay empatiye karşı mesafe konulmalı, insan bağları güçlendirilmeli ve deepfake süreçlerine karşı farkındalık oluşturulmalıdır.
- Dijital platformlardaki manipülatif tasarımlara karşı bireysel düzeyde koruma sağlayacak şu stratejik adımlar zihinlere kazınmalıdır: “Fark et, dur, kaynağı sorgula, alternatif bakış açısı al, geciktir ve doğrula.”
- Yapay zekânın veri üretirken halüsinasyon görebileceği, yani yanılabileceği gerçeği unutulmamalı; akademik çalışmalarda yapay zekâ kullanıldığında bu durum açıkça beyan edilmeli ve kullanım dinamik etik ilkelerle sınırlandırılmalıdır.
- Bağımlılık ve manipülasyon yaratmayacak şekilde şeffaflık ilkesiyle çalışan güvenli teknoloji tasarımları oluşturulmalı; gizlilik ayarlarının ara ara kontrolü sağlanarak AI ACT (Yapay Zekâ Yasası) gibi küresel düzenlemelere uyum sıkı şekilde denetlenmelidir.
- Robot süpürgelerin ev içindeki değerli madenleri, altın ve gümüş gibi unsurları, çekmeyip veri olarak kaydetmesi; AirPods ve modem gibi cihazların sürekli veri toplaması gibi örnekler göz önünde bulundurularak, yapay zekânın aslında özel verilere ulaşmak maksadıyla sektöre sunulduğu bilinciyle hareket edilmeli ve gizlilik ayarları sürekli denetlenmelidir.
- Çocuğun kimlik gelişiminde 0-7 yaş döneminin hayati olduğu, 13 yaşına kadar hayatının %75’ini evde geçirdiği ve özellikle 8 yaşına kadar bolca aile içi anı biriktirilmesi gerektiği gerçeğinden hareketle, 5 yaşın altındaki çocuklara kesinlikle ekran verilmemelidir.
- Yapay dünyanın insanı yalnızlaştıran yapısına karşı bütün insani değerlerin ancak “ilişkiyle” üretilebileceği bilinmeli; çocuklara vakit ayrılmalı, onlarla bağlar güçlendirilmeli ve hayata dair bizden alacakları bir “lisan-ı hâl”, yani örnek davranış modeli, sergilenmelidir.
- Her dört gençten birinin psikolojik destek almak için yapay zekâyı kullanmasının sağlıksız bir yöntem olduğu vurgulanmalı; ayrıca çocukları gerçek sosyal ilişkilerden koparan ve “Character.AI” gibi platformlar üzerinden çocukları cinselliğe yönlendiren manipülatif siber tehditlere karşı uyanık olunmalıdır.
- Çocuklara yapay zekâyı tamamen yasaklamak yerine dijital ortamlarda neyi paylaşıp paylaşmayacakları ve başkalarının verilerini nasıl koruyacakları hususunda dijital mahremiyet eğitimi verilmeli, etik ve ahlaki sınırlar net çizilmelidir.
- Teknolojinin doğru kullanımı konusunda çocukların ebeveynleri örnek alacağı bilinciyle önce anne-babalar kendi yapay zekâ kullanımlarını gözden geçirmeli; aşırı baskıcı bir kontrol yerine, çocuklarını uzaktan sevgiyle takip eden bir “deniz feneri” gibi olmalıdırlar.
- Yapay zekânın getirdiği büyük risklere karşın taşıdığı önem ve pozitif yönleri de yadsınmamalı; bu doğrultuda özel ve devlet kurumları, millî ve yerel kaynaklara bağlı olarak çalışan T3 Vakfı AI ve TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü gibi merkezlerdeki stratejik çalışmaları ve destekleri kararlılıkla artırmalıdır.
- Yapay zekânın kendi başına hukuki ve ahlaki bir sorumluluk almadığı gerçeğiyle, manipülasyonun bizi yönetmesine izin vermemek adına bireysel sorumluluklarımız önceliğimiz olmalı ve toplumsal yapay dünyaya hazırlıklı olmak adına kendi yerli eğitim ve bilgi sistemlerimiz acilen devreye sokulmalıdır.
Sempozyumumuz boyunca ortaya konan bu stratejik tahliller, yapay zekâ çağında aile kurumunun korunması için ortak bir yol haritası sunmaktadır. Amacımız teknolojiyi reddetmek değil; onu aile bağlarımızın hizmetine sunacak yerli, ahlaki ve vicdani bir bilinci inşa etmektir.
Bu süreçte emeği geçen tüm akademisyenlerimize, paydaşlarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ederiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Zuhal Öztürk
Dünya ÇAKOP Başkanı