13/11/2020

“Eşcinselsen Eşcinsel Kal” Diyen Homoseksüalizm İdeolojisi

‘Eşcinselsen Eşcinsel Kal’ diyen Homoseksüalizm İdeolojisi

Cinsel bozukluklar, psikiyatri sınıflandırma sistemlerinde çeşitli isimler altında ifade edilmektedir. Eşcinsellik tanımı 40 yıl önce bilimsel terminolojide terk edilmiş, yerine Cinsel Kimlik Bozukluğu tanımlaması getirilmiştir.

Eşcinselliğin bir hastalık olup olmadığı ile ilgili tartışmalar kafaları karıştırmaya devam ediyor. Şu kesin ki, eşcinsellik sadece eşcinsellik değilmiş.

Eşcinsel hareket, uluslararası lobi gücü yüksek olan bir ideoloji haline geldi. Aykırı görüşe hiç tahammül etmeyen, kendi dogmaları olan bir hareket olarak homoseksüalizm Batı dünyasında hızla yayılıyor. Hatta Hollanda’dan gelen hastalardan gördüğüm bir gerçek; eşcinsel arkadaş gruplarına giren gençler grup kimlikleri ile ödüllendiriliyor ve sosyal normlara uymak için eşcinselliği tercih ediyorlar.

Hiyerarşik yapıda örgütleri ve merkezi figürleri ile ideolojik akım olarak Türkiye’de de etkili olduklarını görmeye başladık.

ABD’de seçim tartışmalarının üç ana konusu vardır: Kök hücre, kürtaj ve eşcinsel evlilikler… Türkiye’de AB uyum çerçevesinde eşcinsellikle ilgili çocuk sahibi olma ve evlenme hakları tartışmaları planlanmaktadır.

Fakat bilim, son yıllarda eşcinsel aktivistleri doğrulamayan bilgileri ortaya çıkardı. Scientific American Mind isimli ünlü bilim dergisinin Mayıs-Haziran 2010 sayısında, eşcinselliğin en yaygın türü olan transseksüelliğin kültürel öğrenme ile oluştuğu yayınlandı. (1)

Aşağıdaki cümleler bu yayına aittir:

“Cinsel kimlik ve seks uyumlu değilse;

1- Transseksüellik kendini çeşitli formlarda gösterir. Altında yatan psikoloji farklılıklar gösterir, fakat transseksüellerin çoğu biyolojik seksleri ve cinsiyet kimlikleri arasında mutsuz bir uyuşmazlık yaşar.

2- Transseksüellik üzerine çalışarak bilim adamları, biyolojik seks, cinsiyet kimliği ve seksüel yönelimin üç farklı, bağımsız değişken olduklarını fark ettiler.

3- Kültür de kimin transseksüel olacağını etkiler ve bu her zaman beklenen şekillerde değildir. Geleneksel kültürlerde örneğin, insanlar sosyal normlara uymak için transseksüelliğe yönelebilir.

Açıkça transseksüellik ifadesinin altında yatan radikal farklar vardır; bireysel deneyim, kişilik, biyoloji ve kültürün akla gelmez nedensel algoritmasını kapsayan farklar.

Bu alanda çalışan bilim adamları hatırı sayılır ilerlemeler kaydettiler, fakat çoğu bir gizem olarak kalmıştır… 2004’te başlayan ve hâlâ yükselmeye devam eden, cinsiyet kimliği bozukluğunda klinik dayanaklı verilerde kesin bir artış vardır. Bu dramatik artış, medyanın günümüzdeki etkisinin sonucu olabilir. Erkekler Ağlamaz (1999) ve Transamerica (2005) gibi filmler transseksüellere dair sempatik portreler sunar ve çocukluk cinsiyet kimlik bozukluğu konusu New York Times’da, ABC 20/20’de ve Oprah Winfrey Show’da işlenmiştir.

Transseksüeller deneyimleri hakkında daha açık olmaya başladıklarından, bilim adamları, çapraz cinsiyet davranışının sadece insan varyasyonunun büyüleyici ifadesi değil, aynı zamanda seksüalitenin gizli kaprislerini araştırmak için zengin bir bilgilendirici alan olduğunu fark etmişlerdir. Doğamızın başka bir yönü gibi, transseksüellik biyoloji, cinsiyet ve seksüel oryantasyonun karşılaştığı yerdir ve görmüş olduğumuz gibi çoğunlukla yolların parçasıdır.” (s. 64)

Yukarıdaki ifadelerden anlaşıldığı gibi bilimsel gelişmeler yakından izlendiğinde birçok verinin değiştiğini görmek gerekir.

Cinsel bozukluklar, psikiyatri sınıflandırma sistemlerinde çeşitli isimler altında ifade edilmektedir. Eşcinsellik tanımı 40 yıl önce bilimsel terminolojide terk edilmiş, yerine Cinsel Kimlik Bozukluğu tanımlaması getirilmiştir. Böylece tedavi gerektiren ve yaşam tercihi olan eşcinsellikler ayrıştırılmıştır. Doğru olan yapılmıştır.

Ancak popüler psikolojide bu ayrıştırma yanlış kullanılarak bütün eşcinsellikler yaşam tercihiymiş gibi bir algı oluşmuştur. Bu algı ideolojik gruplarca kasıtlı olarak desteklenmiştir.

İki ana tanımlama vardır:

1- Cinsel Kimlik Bozukluğu olarak eşcinsellik (Transseksüellik): Bir kişinin yoğun biçimde karşı cinsten olmak istemesi veya karşı cinsten olduğu gerçeğine inanması durumudur. Hasta kendi biyolojik cinsiyetinden sürekli ve aşırı olarak rahatsız olur. (DSM IV, Jacobson J, Jacobson A, Çeviri: Kayaalp ve Doğangün, 2006, Nobel Yay., s.130). Bu grup, hastalık sınıflandırma sistemlerinde yer alan eşcinselliğin değiştirilip yeniden tanımlanan bölümüdür. Transvestizm, transseksüalizm olarak bilinmektedir. Tedavisi gerektiği ve kitaplarda (DSM IV, s.723, sıra no:302.5) hastalık olarak tanımlanmaktadır. Onarım terapisi önerilen bilimsel bir yöntemdir.

Not: Bu konuda meslektaşım Dr. Mustafa Merter ile yapılan ilginç bir röportajı ve Kaknüs Yayınlarında çıkan Dr. Joseph Nicolosi’nin kitap bilgilerini de ilgi duyanlara hatırlatırım.

O röportajdan bir cümle: “Psikiyatride siyasal gücü elinde bulunduranlar sadece gözlerini kapatıyorlar ve bizlerden de kapatmamızı bekliyorlar.”
Kaynak bağlantısı

İzin verirseniz, konunun ayrıntılı incelenmeye ve bilimsel gerekçelere ve kanıtlara olan ihtiyacı nedeniyle yarınki yazımızda “Rujlu Lezbiyenler ve Erkeksi Eşcinseller”den söz etmek istiyorum. Eşcinselliğin bir çeşit davranışsal bağımlılık olabileceğinden söz etmek istiyorum.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan / Haber 7

Kaynak: haber7.com

Son Yazılar
Öne Çıkan Gönderiler